DAVOS
Davos'ta bir oyun oynandı. Ama kuralı her zamanki gibi oynayanlar değil oynatanlar koydu. Pervasızca kendilerinden emin bir şekilde oynayanlara bile sormadan. Bir yönetici ve dört oyuncu amaç bir milletin sorunlarına derman olmak. Zahirde ise büyük oyuncuyu haklı çıkarmak. Durumdan haberi yok iki oyuncunun.
Derken oyun başladı. oyundan habersiz oyuncu 12 dakka konuştu ve susturuldu, oyundan haberi olan oyuncu sözüm ona Birleşmiş Milletler Başkanı 8 dakka konuştu oda zorla sanki himayelerindeki okulu bombalanmamış gibi,derken oyundn haberi olmayan oyuncu 12 dakka içerisinde tüm samimiyetiyle sorunlardan ve çözümlerden bahsetti, derken büyük oyuncu sözüm ona devreye girdi. Yönetici yönetilen oldu süre ve zaman kavramı kalktı eteğindeki tüm taşları bütün hışmı ile sağa sola fırlatmaya özellikle sorunu çözmeye çalışan oyuncaya fırlatmaya başladı.Kimse gık bile diyemedi salondakiler ise alkışlayarak tempo tuttu. Ölen ve yıkılan şehir haksız yıkan ve öldürenler haklı idi. Büyük oyuncu 25 dakka bağırıp yönetilen yöneticiye bitti dedi oturumu yönettiğini sanan yönetici yemeğe geç kalacağız diye oyunun kurallarından habersiz oyuncuya söz hakkı vermek istemedi. Oyuncu kuralı bilmediğinden ısrarla söz hakkı istedi, yönetilen yönetici kendinden emin pişkin bir eda ile söz hakkı vermek bir yana el hareketleri ve yakın temasla saygısızlık bütün sınırlarını zorladı. Oyuncu verilmeyen söz hakkını söke sökede olsa yönetilen yöneticiden aldı. Bir bir büyük oyuncuya ve dünyaya bütün gerçekleri söyledi.
Birden oyunun kuralına göre büyük oyuncu kazanması gerekirken olaydan habersiz oyuncu bütün samimiyeti ile mazlum ve masum insanların sözcüsü olarak kötünün ve vahşetin yanında iyinin ve barışın savunmasını yaparak oyunun kurallarını bilmesede kazanmasını bildi.